Jo'nun tarihi 17. yüzyıla, samuray Muso Gonnosuke'nin Shinto Muso-ryu jojutsu'yu kurmasına dayanır — bu hikâye bu blogda daha önce de anlatıldı. Ama az bilinen şey şu: bugün "jodo" adıyla dünyada öğretilen şeyin büyük kısmı, o eski okulun kendisi değil, ondan 20. yüzyılda türetilmiş standart bir müfredat.
Koryu'dan gendai'ye
Shinto Muso-ryu, klasik anlamda bir koryu'dur (eski okul): yüzlerce yıldır aynı hoca-öğrenci zinciriyle, değişmeden aktarılan bir gelenek. 1968'de Japonya Kendo Federasyonu (ZNKR), bu geleneğin içinden on iki temel kata seçip standartlaştırarak Seitei Jodo'yu oluşturdu — amaç, farklı dojolarda öğrenen kendocuların ortak bir dille jo çalışabilmesiydi. Bugün dünya çapında öğretilen jodonun büyük kısmı bu Seitei müfredatıdır; orijinal Shinto Muso-ryu'nun tamamı (60'tan fazla kata) hâlâ ayrı, daha derin bir çizgi olarak yaşıyor.
Jo neden hep kazanır
Jodo kata'larının en çarpıcı özelliği şudur: neredeyse tüm kata'larda jo tarafı kazanır, kılıç tarafı kaybeder. Bu tesadüf değil — tarihsel olarak jonun kılıca karşı üstünlüğünü öğretmek üzere tasarlanmış bir sistem. Ama bu, kılıcın zayıf olduğu anlamına gelmez: kata'lardaki her hareket, jo'nun mesafe (maai) ve zamanlama avantajını nasıl kullandığını gösterir. Kılıç menzilde geç kalırsa veya açı hatası yaparsa, daha kısa ama daha çevik olan jo araya girer.
Jodo'da kazanmak hız meselesi değildir — kılıcın açılmasını beklemek ve o an araya girmek meselesidir.
Solo çalışma önerisi
- Kata'ları eşsiz çalışamıyorsanız bile, jo tarafının tek başına yaptığı adım-kalça-jo koordinasyonunu (kata'nın "iskeleti") tek başına tekrar edin
- Suburi'lerde açının netliğine odaklanın: jo'nun ucu hedefe tam kilitlenmeden vuruş bitmemelidir
- Seitei'nin on iki kata'sını sırayla değil, hangi temel prensibi öğrettiğine göre gruplandırıp çalışmak (tsuki grubu, uchi grubu gibi) ilerlemeyi hızlandırır
Kılıç ortağınız olmasa da, jo'nun tek başına attığı her adımda o hayali kılıcın nerede olduğunu hayal etmek — jodoyu koreografiden çalışan bir sisteme çevirir.